genel, mobilya, firmalar, istanbulAugust 22, 2007 6:46 am


Bu sene 9.’su düzenlenen Ulslararası Mobilya Fuarı Tüyap Beylikdüzü Fuar merkezinde 08.09.07 tarihlerinde başlayacaktır. Fuar ile ilgili detaylı bilgi için www.istanbulmobilyafuari.com sitesini ziyaret edebilirsiniz.

mobilya, iş etüdüMay 25, 2007 12:49 pm


Bir Mobilya Fabrikasında Optimal imalat Politikasının Belirlenmesi

Ercan TANRITANIR İstanbul Üniversitesi, Orman Fakültesi, Orman Endüstri Mühendisliği Bölümü Bahçeköy - istanbul -TüRKiYE

Fatih HOCAOĞLU TUBiTAK Marmara Araştırma Merkezi Gebze- Kocaeli - TÜRKİYE

Geliş Tarihi: 24.10.1997

Özet:

Optimal imalat politikasının belirlemenin amacı; fabrika içinde iş akışını basitleştirmek ve montaj hatlarını dengelemektir. Bu çalışmada, standart mobilya üreten bir fabrikadaki karmaşık iş akışı ve dengesiz montaj hattı sorunlarını izlemek için alternatif imalat politikaları geliştirilmiştir. Kıyaslama yapabilmek için imalat politikaları Siman similasyon dili ile modellenmiştir. Bilgisayar desteği ile yapılan uygulamalar sonucunda bu mobilya fabrikasında 6. politika en uygun imalat politikası olarak belirlenmiştir.

mobilyaNovember 14, 2006 12:10 pm



Uyanan Bir Dev: Mobilya Sektörü

‘Televizyon, radyo, gazeteler ve reklam billboardlarında  son yılların en çok rastlanılan reklam ürünlerinden biri nedir? diye sorduğumuzda büyük çoğunluk ‘Mobilya’ yanıtını verir. Birçok marka, ürün ve tasarımı ve sayısız ödeme seçeneği ile sunulan mobilyalar, ülkemizde  aslında yıllardır varolan ama gücünün ve etkisinin farkında olmayan bir sektörün kendini buluşunun işaretlerini veriyor.

Ancak bütün bu ekonomik şahlanmanın sürekli kılınması ve istikrar kazanması, sektörün geçmişinden gelen bazı kötü alışkanlıklarının ortadan kaldırılmasına  ve geleceğe yönelik projeksiyonun önündeki yapısal sorunlardan kurtulmasına bağlı. Eğer bu başarılabilirse; Türk ekonomisi dünya çapında parlak bir yıldız kazanabilir.

Sektörün izlediği bu yükselme trendi, Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği’nin bir çalışmasına konu edilerek, mobilya sektörünün zaafları, bugünkü sorunları ve geleceğe yönelik olarak alınması gereken tedbirler konusuna ışık tutuyor.

En Önemli Sorun Envanter ve Master Plan Çalışmasının Olmaması
1980’li yıllardan itibaren gücünü hissettiren küreselleşme süreci, tüketici profilinde, talebin yapısında ve ölçeğinde yarattığı değişimle, mobilya sektörünü güncelleştirdi ve iletişim imkânlarının artmasıyla birlikte yurtdışı rekabetin de içinde olduğu bir ivmesi getirdi.

Türkiye’de mobilya sektörü her ile ve ilçeye dağılmış yaklaşık 65.000 üretim ve satış noktasından oluşuyor. Bu yapılanma ciddi bir istihdam kaynağı aynı zamanda. Ancak mobilya sektörü endüstriyel üretim tipine ancak 1970’li yıllarda başladı. Ancak bugün için  2.5-3 milyar dolarlık bir büyüklüğü olan ve çoğu küçük atölyelerden oluşan bu yapılanmanın tam bir envanteri çıkarılmış değil.

TOBB raporu bu sorunun sektör için ciddi bir gelişme sorunu yarattığını savunuyor. Zira rapora göre kesin bir envanteri çıkarılamayan sektör, bu yüzden atıl yatırım, kapasite kullanımı, bilgi birikimi yetersizlikleri ve branşlaşmama sıkıntısı yaşıyor. Bu sorun da beraberinde maliyet ve kalite sorunları yaratıyor. Bütün bu olumsuzlara bir de yüzde 85’ler mertebesinde (fatura,mali ve çalışan açısından) kayıt dışılık eşlik ettiği için ülke ciddi bir ekonomik kayba uğrarken, yasalara uygun çalışan işletmeler de zarara uğruyor.

Rapor bu yüzden sektörün kayıt dışı unsurlarına karşı acilen müeyyideler uygulanması gerektiğini dile getirirken, diğer taraftan da bir envanter ve sektörel master planı yapılması çağrısında bulunuyor. Sanayi ve Ticaret Bakanlığınca yapılabilecek bu çalışmanın, Tür/Adet/Ciro bazında bilgiler ihtiva etmesi ve bu plana uygun olarak sektörel eğitimin (bilhassa ara teknik eleman ) teşvik edilmesi gerektiği de raporda ayrıca belirtiliyor.

Üretimde Yan Sanayi Kullanılmalı, Büyük Firmalarsa Markalaşmalı
TOBB raporu, batı ülkelerinde örneklerini gördüğümüz markalaşma ve sektörel yan sanayi oluşumunun; üreticinin kaliteli, miktarlı ve hesaplı üretim yaparak toplam kaliteyi arttırıp, uygun maliyetli ürün sunumuyla başarıldığına dikkat çekerek, ülkemizde ise, bu yönde ciddi sıkıntılar yaşandığı tespitini yapıyor. Yaşanan bu sıkıntının temelinde ise mobilya sanayi üreticisinin doğrudan tüketiciye ulaşmak ve nihai ürünü tümüyle kendisinin imal etmek istemesinden kaynaklandığı savunuluyor. Zira bu durum rapora göre sektör için vazgeçilmez öneme sahip yan sanayinin oluşamamasına neden oluyor.

Raporda bu savın haklılığının göstergesi olarak İtalya örneği üzerinde özellikle durulmuş. Dünyada mobilya sektöründe lider konumdaki ülkelerden İtalya incelediğinde; bir iskemlenin bile parçalar halinde farklı üreticilerde üretildiği görülüyor. Markalaşma yatırımını yapmış satış ve dağıtım uzmanlığı olan firmalar ise, sadece bu üretilen parçaların montajını yapıyor ve tüketiciye sunuyor. Bu örnekten hareket eden TOBB, raporda bu konuda büyük  işletmelerin (markaların) ve KOBİ’lerin (yan sanayi olarak) işbölümü ve  birlikte çalışması ile yol alınacağına işaret ediyor.

Bu üretim yaklaşımının yurt içi kalitemizin yanı sıra ihracat imkânlarımızı da geliştireceğini savunan rapor, mobilya sanayicilerimizin temel misyonunun, dünya standartlarına uygun, kaliteli ve özgün tasarımlı mobilyalar ile rekabetçi fiyatlara sahip olan ‘Türk mobilyası kimliği’ oluşmasını sağlamak olduğunu dile getiriyor.

İhracatın Arttırılması
Bir sektörün büyümesi ve kendini yenilemesindeki en temel dinamik, sektörün dışa açılarak rekabetçi koşullarda yarışması ve elde ettiği gelirle ülkesine ve kendi sektör ekonomisine katkıda bulunmasıdır. Bu anlamda rapor, mobilya sektöründe ihracata yönelik politika ve stratejilerinin geliştirilmesinin önemine işaret ediyor. Ayrıca,  her ne kadar yerli hammadde standartları, kalite, fiyat ve çeşitliliğinde sorunlar olsa da, tesislerin  yeni ve teknolojik açıdan gelişmiş olmasının işgücü avantajımızla da birleşince mobilya ihracatında söz sahibi olmamızı mümkün kılacağı görüşüne yer verilmiş. Raporda sektörün Avrupa ülkeleri ağırlıklı olmak üzere yakın komşularımıza yaptığı ihracatın son yıllardaki hızlı artışı örnek verilerek 2003 yılı itibariyle 400 milyon doların üzerinde mobilya ihracatı gerçekleştirilmesine atıfta bulunuluyor. İhracatın arttırılması için markalaşma ve branşlaşma yatırımları devam etmekle birlikte, hükümet tarafından sürdürülmekte olan ihracata dayalı kalkınma modeli uygulamaları ve karşılıklı serbest ticaret anlaşmaları yapılmasına hız verilmesi gerektiği de raporda ayrıca vurgulanıyor.

Olumlu Gelişmeler Devletin Maliyet Düşürücü Politikalarla Desteklenmeli
Raporun bu aşamasından sonra sektörün gelişiminde katkıda bulunacak uygulamalarda maliyetlerin düşürülmesine olanak sağlanması gerekliliği dile getirilerek hükümete bazı önerilerde bulunuluyor. Bu öneriler şu başlıkları içeriyor:

Vergi ve Teşvik Sorunu
Mobilya sektörünün emek yoğun sektör özelliğine sahip olduğunu ifade edilen raporda, sektörün maruz kaldığı yüksek vergi oranlarının makul düzeye indirilmesinin vergi gelirinde azalmanın aksine, katılım ve miktar açısından artış getireceğine dikkat çekilerek, bu yaklaşımın aynı zamanda sektörde rekabeti de önleyeceğini savunuyor. Bu anlamda dikkat çekilen bir diğer unsur da SSK primleri. Zira rapor, SSK primlerinin yüksek oluşu nedeniyle yerli sanayimizin rakip ülke ihracatçıları karşısında rekabet şanslarının azaldığını, bu yüzden de SSK primlerinin uluslar arası standartlar dikkate alınarak yeniden düzenlenmesi gerektiğini vurguluyor.

Rapor tüm bu düzenlemelerin ayrıca,  bu konuda fuarların ve AR-GE’nin teşvik edilmesi yoluyla desteklenmesi gerektiğini de söylüyor.

Finansman
İhracatçılarımızın rakip ülke ihracatçıları ile rekabetinin sağlanabilmesi için uluslararası finansman imkanlarından yararlandırılması önemli bir gereklilik. TOBB raporu bu nedenle Eximbank’ın ülke bazında ve proje bazında kredi vermesinin sağlanması, ayrıca dış ticaretin finansmanı konusunda, uluslararası finans kuruluşları, kalkınma ve yatırım bankaları ile ortak çalışmaların  yapılması gerektiğini dikkat çekiyor.

Diğer Maliyetler
Raporun son kısımlarında sektörün kullandığı girdilerin maliyetini düşürücü tedbirlerin gerekliliği üzerine duruluyor ve bu kapsamda sektörde yoğun olarak kullanılan enerji maliyetlerinin (özellikle rakip ülkelere oranla) yüksekliğinin rekabet gücünü azalttığı, bu yüzden enerji fiyatlandırmasının revize edilmesi gerektiği ayrıca sektörün girdi ve yan ürün olarak kullandığı (örneğin özel tasarımlı davlumbaz vb) ürünlerin ithalatındaki özel sınırlamalara sınırlamaların kaldırılmasına ihtiyaç bulunduğu dile getiriliyor.

Kaynak: KobiFinans

mobilya 11:48 am


Bilgisayar Destekli Üretim ve
Türkiye Mobilya Endüstrisinin Geleceği

Doç. Dr. K. Hüseyin KOÇ
İstanbul Üniversitesi Orman Fakültesi
Orm. End. Müh. Bölümü Öğr. Üyesi

Uzman Remziye KOÇ
İstanbul Üniversitesi Orman Fakültesi
Bilgisayar - Yerel Ağ Sorumlusu

    Türkiye Mobilya endüstrisinde bilgisayar destekli üretim hızla yaygınlaşmaktadır. Ancak bu yaygınlaşma daha çok CNC tezgahlar bazında gerçekleşmekte olup genelde bilgisayarla bütünleşik üretimi hedeflememektedir. Bu çalışmada Bilgisayarla Bütünleşik Üretim Kavramı ele alınarak Türkiye mobilya endüstrisinde görülen bilgisayar destekli üretim uygulamaları değerlendirilmektedir. Özellikle uygulamada görülen eksiklikler, bu eksikliklerin temel nedenleri, giderilmesi olanakları ve işletmeler için CAM uygulamasına geçiş koşulları incelenmektedir. Böylece uluslararası rekabet koşulları da dikkate alınarak Türkiye mobilya işletmelerinin geleceği, endüstriyi bekleyen teknolojik ve ekonomik olanakların ve risklerin de tartışılması amaçlanmaktadır.

 
1.Giriş

Gelişmiş ülkeler arasında kalıcı bir yer almak isteyen Türkiye’de bu hedefi gerçekleştirmenin en etkin araçlarından birisi de endüstriyel bazda teknolojik gelişimin sağlanmasıdır. Teknolojik gelişim elbette sadece mekanik ve otomasyon anlamında makinelerin gelişimi değildir.

Teknolojik gelişimin önemli uygulama ayakları; bilgisayar destekli tasarım (CAD), bilgisayar destekli üretim (CAM), bilgisayarla bütünleşik üretim, bilgisayar destekli süreç planlanma (CAPP), toplam verimli bakım(TQM), tam zamanında üretim (JİT), toplam kalite yönetimi (TQM), doğrusal programlama, simülasyon ve çeşitli optimizasyon teknikleri gibi kavram, teknik ve uygulamalar olarak sayılabilir.

Bu kavramlardan birçoğunu, birbirini destekleyecek şekilde bir arada kullanmamak yada yetersiz düzeyde kullanmak teknolojinin, yada modern işletmecilik tekniklerinin yetersiz uygulanması olarak tanımlanabilir.
Gelişmiş, ileri teknoloji kullanan 160 işletme üzerinde, PUIG, PEY ve BIREBBIA (1988) tarafından yapılan bir araştırmaya göre işletmelerin % 96′ sının CAD, % 63′ ünün CAM sistemi kullandığı bulunmuştur.
Yine YOUSSEF (1992) ye göre de ileri teknoloji kullanan işletmelerin % 93′ ünde CAD ve % 61′inde CAM sistemi bulunmaktadır.

Türkiye’de çeşitli sektörlerde farklı düzeylerde uygulama alanı bulan başta bilgisayar destekli üretim olmak üzere birçok ileri teknoloji uygulamalarının yaygınlaşmaya başladığı görülmektedir. Teknolojik uygulamalarda Türkiye’deki öncü sektörlerden birisi de mobilya endüstrisidir.

1990′lı yılların başında, Mobilya ve Orman Ürünleri endüstrisi için bilgisayar destekli üretim uç noktalarda bir uygulama olarak görülmekteydi. Oysa özellikle mobilya endüstrisi hem sipariş ağırlıklı hem de parti üretiminin bir arada görüldüğü, bazen esnekliğin bazen otomasyonun çok önemli olduğu, kullanılan girdi çeşitliliği ve malzeme yapısındaki farklılıklarla önemli mühendislik becerisini gerektiren bir sektördü.

Bu nedenle başta lüks bir uygulama gibi görülen bilgisayar destekli üretim uygulamaları kısa bir süre içerisinde üretimde darboğazların aşılması için zorunlu olan bir kavram haline gelmiş ve hızla endüstrinin darboğaz noktalarında yerini almıştır.

Bu makalede Bilgisayarla bütünleşik üretim kavramı ele alınarak, Türkiye mobilya endüstrisinde görülen gelişmeler ve uygulamalar irdelenmekte ve teknolojinin etkin kullanımının tartışılması amaçlanmaktadır.

2. BİLGİSAYARLA BÜTÜNLEŞİK ÜRETİM KAVRAMI

Bilgisayarla bütünleşik üretim (CIM); üretilecek olan ürünün tasarımından detay resminin çizilmesine, malzeme ihtiyaç planlamasından maliyet analizlerine kadar olan aşamaların üretimden önce tasarlanması ve üretim için gerekli planlamaların (işlem, zaman, maliyet) ve üretim işleminin bilgisayar desteği ile yapılması olarak tanımlanabilir. CIM (Computer Integrated Manufacturing) kavramın üç temel ayağı vardır. Bunlar aşağıdaki gibi sıralanabilir:
� CAD (Computer Aided Design): Bilgisayar Destekli Tasarım
� CAPP(Computer Aided Proses Planning): Bilgisayar Destekli Süreç Planlama
� CAM (Computer Aided Manufacturing): Bilgisayar Destekli Üretim.

2.1 Bilgisayar Destekli Tasarım

Bir ürününün tasarımının yaratılması, geliştirilmesi ve doküman haline getirilmesinde etkili bir bilgisayar kullanımını içeren bir tasarım faaliyeti olarak tanımlanabilir.
İlk kez 1964 yılında ticari olarak ortaya atılan CAD olgusu, donanım ve yazılım açısından bilgisayar dünyasında sağlanan olağanüstü gelişmelere paralel bir gelişme göstermiş ve işletmelerin günlük yaşamına girmeyi başarmıştır.
CAD sistemlerinde sağlanan bu gelişmelerin temel nedenleri bu sistemlerin; tasarımcının verimliliğini yükseltmesi, tasarım kalitesinin artması, veri tabanı ve olağanüstü dökümantasyon olanakları yanında sanal ortamda paylaşılabilirliği, bilgilendirme, tanıtım, gösterim, analiz vb amaçlarla kullanılabilirliğidir.
Tasarım süreci içerisinde CAD sisteminin yeri ve etkileşimi Şekil 1′de şematik olarak görülmektedir. Şekil 1′den görüldüğü gibi tasarım süreci modelinde bilgisayar desteği sürecin 4 temel aşamasında etkin ve yararlı bir şekilde sağlanabilmektedir (KOÇ 1993).
Bu yapıda geometrik model bir nesnenin geometrik yapısının matematiksel olarak tanımlanmasıdır. Böylece model üzerinde çalışma fırsatı doğmaktadır. Özellikle katı model yaklaşımı son zamanlarda CAD sistemlerinde yaygın görülen modelleme tekniklerindendir. Geliştirilen tasarımın, belirli aşamalarda sonlu eleman analizi, gibi mühendislik analizlerine tabi tutulması, dayanım hesaplamaları, ısı transferi, ses izalasyonu, akustik özellikler, simülasyon CAD olanaklarının sağladığı önemli uygulamalardır. Ayrıca tasarımın yeniden değerlendirilmesi, ürün ve bileşenleri arasındaki ilişkilerin incelenmesi, yine CAD sisteminin sağladığı animasyonlarla olanaklıdır.
2.2 Bilgisayar Destekli Süreç Planlama

CAD ve CAM sistemleri arasındaki bağlantı, bilgisayar destekli süreç planlama sistemleri ile sağlanmaktadır. CAPP özet olarak planlama ve kontrol fonksiyonun yerine getirir. Ürünün üretimi için gerekli ardışık adımlar, ürünün işlem göreceği makine hücreleri, her bir hücrede işlem sürecinin gerektirdiği takım, ilerleme ve devir hızları, paso derinliği gibi teknolojik bilgiler ve koordinatlar, işlem yolları gibi geometrik veriler bilgisayar destekli sistemlerle planlanır ve uygulanma süreci kontrol altında tutulur.
CAM Sürecinin temel uygulama adımları aşağıdaki gibi özetlenebilir:
� Ürünün tasarım verisinin yorumu
� Yüzeylerin tanımlanması
� Makine işlem yolunun seçimi
� Kesici, delici vb. işlem takımların belirlenmesi
� Faaliyetlerin ardışıklığının belirlenmesi
� Kontrol birimlerinin seçimi
� Üretim toleranslarının tanımlanması
� Kesme koşullarının tanımlanması
� Üretim zamanı hesabı
� Üretim kayıpları hesapları
� Uygulama sürecinin takibi

Süreç planlama yaklaşımlarında son yıllarda geleneksel geometrik esaslı tasarımdan bilgi temelli tasarıma yöneliş başlamış ve sonuçta CAD uygulamaları ile CAM uygulamaların entegrasyonu daha da kolaylaşmıştır. Bugün CAPP sitemlerinin kullanımın Verimliliği % 40, işlem zamanını % 75 azalttığı belirlenmiştir (BRADLEY/WIKERS 1990).

2.3 Bilgisayar Destekli Üretim

Tasarımı, konstrüksiyon hesapları ve mühendislik analizleri yapılan bir ürünün, uygun üretim planı ve gerekli iş hazırlığı yapıldıktan sonra amaca uygun olacak şekilde bilgisayar kontrollü tezgahlarda üretilmesidir.
Bu amaçla ürünün yüzey modeli oluşturularak yüzeyin elde edilmesi için gerekli makine işlem yolu belirlenir. Bu işlem bir CAPP sistemi desteğiyle önceden yapılmış ise CNC tezgaha ardışık faaliyetleri izlemek ve iş istasyonlarında gerekli işleri uygulayarak kontrol etmek kalır. Bu, CNC makinenin programlanması işlemidir. Programlama işlemi, ürün ve tezgaha ait geometrik veriler kadar, takımın izleyeceği yol, koordinatlar, kesme, ilerleme, talaş kaldırma gibi teknolojik bilgilere ihtiyaç duyar.
CNC tezgahlar için programın oluşturulması ve G kodlarına dökülmesi ve üretim sürecinin takibi Bilgisayar Destekli Üretimin temel fonksiyonlarındandır. Ancak bu fonksiyonlar CAD/CAM entegrasyon düzeyine göre değişiklik gösterecektir.
Bilgisayar destekli üretim bir sistem olarak algılandığında bilgisayarla bütünleşik üretimi hedefleyen bir yapıda yine şekil 2′deki gibi gösterilebilir.
Bu yapıda bilgisayarla destekli üretim sistemi Tasarım planlama ve Üretim Alt fonksiyonlarını içermektedir.
2.4 Bilgisayarla Bütünleşik Üretim

CAD ve CAM sistemlerinin birbirini görecek şekilde başta süreç planlama (CAPP) olmak üzere diğer sistemlerle (finans, pazarlama, ar-ge vb) entegre edilebildiğinde bilgisayarla bütünleşik üretim olgusu ortaya çıkar.
Bu entegrasyonun gerçekleşme düzeyi ise bir anlamda CAD ve CAM sistemlerinin kullanım etkinliğini değerlendiren temel bir ölçüt olarak görülebilir. Zira tek başına CAD sisteminin yada CAM sisteminin tam verimli olarak kullanılması üretimdeki toplam çıktıyı kalite ve miktar olarak artırmak için yeterli değildir.
Bilgisayarla bütünleşik üretim sisteminde bir faaliyetin çıktısı başka bir faaliyetin girdisi olarak hizmet verir. Bu sistemde Şekil 3′de görüldüğü gibi bilgisayar sistemi imalata destek olacak şekilde işletmeyi baştan başa sarar.
Bilgisayarla bütünleşik bir üretim sisteminde (CIM) mühendislik fonksiyonları kadar işletmecilik fonksiyonları da önemli bir yer tutar.
Örneğin üretim yüklemleri için bir siparişin kabul edilmesinden, tasarım ve üretim sürecinin sonuna kadar işletmedeki tüm operasyonel fonksiyonlara bilgi-işlem fonksiyonlarına bilgisayar teknolojisi uygulanır. Bu alanlara müşteri hizmetleri ve satış sonrası destek çalışmaları dahildir.
Bugün mevcut CAD ve CAM sistemleri, CIM sistemlerine yönelik olarak daha entegre sistemlere yönelmekte ve artık CAD/CAM sistemleri olarak anılmaktadır. Bugünün güncel bazı CAD/CAM sistemine örnekler, AlphaCAM, SurfCAM, Cabinet Vision, BobCAD, MasterCAD, vb verilebilir.

3.BİLGİSAYAR BÜTÜNLEŞİK ÜRETİM VE TÜRKİYE MOBİLYA ENDÜSTRİSİ

Bilgisayarla bütünleşik üretimin çekirdeğini oluşturan sayısal kontrol sistemlerinin ilk endüstriyel uygulamaları 1960′lı yıllarda NC tezgahlar şeklinde Metal endüstrisinde başlamıştır.
Tornalama, frezeleme, delme, taşlama ve elektro erozyon uygulamalarının yanında, kaynak, alevle kesme, metal şekillendirme, muayene ve ölçme gibi çeşitli alanlarda yaygınlaşmıştır.
Ayrıca ağaç işleme, tekstil, plastik ve elektronik gibi endüstrilerde NC sistemlerin kullanımları görülmüştür (CHANG/MELKANOF, GIBBS/MIED 1994).
NC tezgahlar Orman Ürünleri Endüstrisine (OÜE) 10-15 yıllık bir gecikme ile girmiş ve 1971 yılında Hannover fuarında ilk defa pozisyon ayarlı montaj presi ve 1975 yılında Ligna fuarında NC üst freze makinesi tanıtılmıştır.
Bu gelişmelerden hareketle NC makinelerin ağaç işleme alanının tümüne ulaşması ve odun işlemede kullanılması 1980′ li yıllarda olmuştur. Türkiye’ de 1980 yılından sonra bu teknolojilere ilgi başlamış ve bazı sanayi kuruluşları NC ve CNC tezgahları ithal ederek hiç olmazsa kullanma bakımından bu teknolojiye alışmaya başlamışlardır.
Mobilya endüstrisinde CNC tezgahlara, CAD-CAM, ve bilgisayarla bütünleşik üretim uygulamalarına yönelmenin amaçları çeşitli çalışmalardan çıkarılan ortak değerlendirmelerle aşağıdaki gibi özetlenebilir.
� Ürün kalitesini yükseltmek.
� Üretim zamanını kısaltmak.
� Sipariş karşılama süresini garanti altına almak.
� Çalışan sayısını azaltmak.
� Yatırımın sürekliliğini garanti altına almak.
� Madde ve enerji sarfiyatını azaltmak.
� Çalışma koşullarını iyileştirmek.
� Planlama ve yürütme faaliyetlerini şeffaf hale getirmek.
Bilgisayar destekli üretimde (CAM) işlem süreci bilgisayar kontrolünde yürütüldüğü için güvenilirlik, düşük toleranslarla çalışma ve kalite düzeyinin yükseltilmesi önemli amaçlar olarak görülmektedir. Bu amaçlara ulaşılmasının sağlayacağı avantajlar nedeniyle bilgisayar destekli üretim sistemlerine ilgi sürekli olarak artmaktadır. Bunun yanında mobilya endüstrisi için CNC makinelere yönelmenin özel nedenleri de vardır (PUIG-PEY/BIREBBIA 1988). Bunlar aşağıdaki gibi sıralanabilir:
� İşin hızlı, tehlikeli ve rutin olması nedeniyle oluşan hatalardan kaçınmak.
� Mobilya endüstrisinde kullanılan makinelerin çoğunda bulunan yüksek devirlerde dönen bıçakların ortaya çıkardığı kaza riskinden kaçınmak.
� Farklı ölçülerde ve nitelikteki malzemelerin minimum hata ile hızlı işlenmesinin gerekliliği.
� İnsan gücüne bağlı kapasitelerin sınırlı, değişken olması ve istenilen seviyelere çıkartılamaması.
� Yatırım maliyeti hariç üretim maliyetinin aşağıya çekilmesi.

Özetlenen nedenlerle CNC makinelerin dünya mobilya endüstrisinde kullanımı da hızla artmaktadır. Bu makinelerden yaygın olanları; kenar işlem makineleri, delik ve zıvana makineleri, frezeler, işleme merkezleri, ebatlama makineleri, pencere üretim grubu, masif torna, kalınlık kontrol ve ayarlı zımpara makineleri, yüksek frekanslı presler, kereste kurutma makineleri, eğimli yüzey (membran) presler, masif kaplama makineleri, çift bıçaklı kaplama-ebatlama giyotinleri, kenar işlem, ebatlama ve delik delme işlemlerini yapabilen ve yukarıda belirtilen birkaç makinenin görevini tek başına yerine getiren işleme üniteleri örnek olarak verilebilir (KURTOĞLU/KOÇ/ÖNER 1997).
Bütün bu makineler yukarıda belirtilen beklentilerin gerçekleştirilmesi amacıyla bilgisayar kontrollü olarak tasarlanmışlardır.
Ayrıca, mobilya üretiminde, üretim süreçlerinin çeşitli aşamalarında (tornalama, yüzey işlem vb.) robot kullanımı, freze ve planya bıçaklarında emniyet koşullarını artırma çalışmaları, tam kapalı CNC yüzey işleme makineleri ve diğer CNC sistemler üzerinde yapılan çalışmalar bu makinelerin mobilya endüstrisinde daha da yaygınlaşacağını göstermektedir.
Türkiye’de mobilya üretim teknolojisine baktığımızda 1980 sonrası orta ölçekli işletmelerin ve büyük ölçekli işletmelerin sayısı artarken, özellikle Büyük ölçekli işletmelerde 1990 yılından sonra önemli yapısal değişimler ve teknolojik gelişmeler olduğu gözlenmektedir. Türkiye mobilya endüstrisinde CNC makinelerin kullanımına 1990′lı yıllarda başlanmıştır. O yıllarda sadece bir, iki işletmede CNC makina kullanılmakta iken 1995′li yıllarda bu sayı 15-20′ye 2000′de 50-60′a 2004′yılına geldiğinde ise kesin olarak belirlenmemekle 130 civarında işletmeye CNC uygulamaları girdiği öngörülmektedir. Bu işletmelerde özellikle üretimde darboğaz oluşturan kısımlarda CNC tezgah kullanımının yaygınlaşması kalite ve verimlilik anlayışına yeni bir boyut getirmiştir. CNC uygulamalarının orta ve küçük ölçekli işletmelere yerleşmeye başlaması biraz yavaş gerçekleşmektedir.
KURTOĞLU ve KOÇ tarafından (1996) yapılan bir çalışmada Büyük ölçekli işletmelerin % 53′ ünde sınırlı düzeyde de olsa bilgisayar desteği sağlanmaya başladığı tespit edilmiştir. Özellikle tasarımda (%47), üretim planlamada (% 53), CNC ile üretim (%53), stok kontrolde (%47), ürün dağıtımı (% 47) ve kalite kontrolde (%33) bilgisayar desteği görülmüştür. Orta ve küçük ölçekli işletmelerde ise üretim, kalite kontrol ve bakım planlamada bilgisayar desteği sağlanmamakla birlikte; ürün tasarımında, üretim planlamada, stok kontrolde ve ürün dağıtımında % 5-15 arasında bilgisayar desteği belirlenmiştir.
ÖNER (1998) tarafından yapılan bir çalışmada , Türkiye mobilya endüstrisinde görülen NC ve CNC makineler; CNC levha ebatlama, NC-CNC kenar işlem, NC softforming kenar bantlama, NC-CNC Delik, CNC freze ve işleme merkezi, NC membran pres, NC zımpara ve bilgisayar kontrollü cila hattı makineleridir.
AKSU/KOÇ ve KURTOĞLU (2002) yılında yapılan bir araştırmada; 25 ve daha fazla çalışanı olan 300 adet işletmeninin % 24′ü yeni teknoloji diye tanımlanan makinalara sahiptir. Tamamen eski teknolojilerle çalışan işletmelerin oranı ise % 13′tür.
Toplam 4800 adet makinenin % 8′i ileri teknoloji makinaları olarak tanımlanmıştır. Araştırma döneminde işletmelerin % 17’si 1 yıl içerisinde % 47’si ise 3 yıla kadar CNC tezgah almayı düşündüklerini belirtmektedirler.
2004 yılına gelindiğinde Türkiye mobilya işletmelerinin bilgisayarla bütünleşik üretime yönelme konusunda önemli gelişmeler gösterdiği görülmektedir. Bu açıdan İstanbul Sanayi Odası kayıtlı ve son 1 yıl içerisinde kapasite raporu almış 40 mobilya işletmesi değerlendirildiğinde, ortalama 25 ve daha fazla çalışanı olan bu işletmelerin % 50’sinde en az bir adet CNC tezgah bulunduğu belirlenmiştir. CNC tezgahların % 40′ı CNC levha ebatlama, % 30′u CNC işleme merkezi yada point to point olarak anılan freze, delik ve çoklu işlem makinesi, % 16’sı kenar işlem makineleri, % 8′i masif işlemeye yönelik CNC freze ve diğer makinelerdir. Firmalar CNC teknolojisine genelde leasing (finansal kiralama) sistemi ile geçmekte ve 3-4 yıllık bir süreç sonunda firma ödemlerini tamamlayarak makineyi mülkiyetine geçirmektedir.
SEVİM (2005) tarafından yapılan bir çalışmada ise Marmara bölgesinde 25 ve daha fazla çalışanı olan mobilya işletmeleri incelenmiş ve bu işletmelerde üretimde kullanılan CNC makinelerin varlığı aşağıdaki gibi belirlenmiştir.
Görüldüğü gibi büyük ölçekli olarak adlandırılabilecek aslında KOBİ statüsünde değerlendirilmesi daha uygun olan bu işletmelerin yaklaşık % 60′ında en az bir adet CNC tezgah bulunmaktadır. Sadece Marmara bölgesi dikkate alındığında 115 adet CNC tezgahın varlığı görülmektedir. Marmara bölgesinin mobilya endüstrisindeki payının yaklaşık %40 olduğu (bir araştırmaya göre % 48) dikkate alınırsa Türkiye’deki CNC tezgah varlığının 300′ün üzerinde olduğu (320-350 adet) söylenebilir.
Bir CNC tezgahın 70.000-110.000 Euro arasında değişmekle beraber ortalama 90.000 Euro olduğu dikkate alınırsa CNC teknolojisinin işletmeler için finansal açıdan da önemli bir yatırım olduğu açıktır.
Mobilya endüstrisi içinde masif ağaç işlemeye (klasik mobilya üretimi) yönelik ağaç işleme makinelerinde yüksek seviyede mekanizasyon sağlanmış olmakla birlikte üç boyutlu işlem yapmanın zorluğu ve maliyeti nedeniyle daha çok mekanize tezgahlara yönelinmiştir. Ancak son yıllarda CNC tezgahların bu alanda da (pencere üretimi, özel profil üretimi vb.) yerini almaya başladığı ve Türkiye’de uygulama alanı bulduğu görülmektedir.

5. SONUÇ

CAD-CAM ve CNC sistemleri ve bu sistemlerde yaşanan gelişmeler sonucunda üretimde esneklik ve otomasyon gibi iki önemli kavramın kolayca uygulanma olanağı doğmakta ve genelde küçük ve orta ölçekli bir yapıda olan Türkiye mobilya işletmeleri için önemli olanaklar ortaya çıkmaktadır.
Türkiye mobilya endüstrisi 2004 yılında 450 milyon doları bulan dış ticaret ve pozitif ticari dengesi (HDTM, 2004) ile Türkiye’nin en hızlı gelişen beş endüstri dalından biridir. Mobilya endüstrisi gösterdiği dinamik yapısı ile ileri teknoloji uygulamalarının ve gelişmiş işletmecilik araçlarının (CAD, CAM, CNC, CAPP, Toplam verimli bakım, toplam kalite yönetimi vb.) hızla uygulanabileceği potansiyel bir kullanım alanına sahiptir.
Türkiye’ de ileri teknoloji kullanımı son 10 yıl içerisinde hızla artmıştır. Yapılan araştırmalar bu artışın devam edeceğini göstermektedir. Öyle ki bugün Türkiye’ de 100′ün üzerinde mobilya işletmesi CNC tezgah uygulamasına geçmiştir ve işletmelerde kullanılan toplam CNC makine sayısı 300′ün üzerindedir. Ancak burada sektörü bekleyen önemli bir sorun vardır. Bu sorun teknolojinin etkin kullanılamaması sorunudur. İleri teknolojik makinelerin klasik makinelere göre son derece pahalı olduğu da dikkate alınırsa işletmeye yapılan iyileştirme yatırımının sermaye kaynaklı maliyet olarak işletme bütçelerini zorlayacağı açıktır.
Türkiye’de ileri teknoloji uygulamalarına sahip mobilya işletmelerinde CAD ve CAM sistemleri arasındaki entegrasyon son derece yetersiz düzeydedir. İşletmeler genelde bu iki uygulamayı birbirinden bağımsız birimler olarak kullanmaktadır. Bu genel değerlendirmenin sayısal değerlerle tanımlanması veri elde etme güçlüğü nedeniyle kolay görünmese de bu durum pek çok işletmenin kabul edeceği bir gerçektir. Özellikle finansal kiralama yolu ile gerçekleşen CNC uygulamaları; piyasa koşullarında gözlenen en küçük olumsuzluk (olası ekonomik krizler) yada oluşan yeni rekabet koşulları sonucunda işletmeleri önemli ekonomik sıkıntıya sokabilecektir. Bu nedenle Türkiye mobilya endüstrisinin, gözlemlenen dinamik gelişmesini istikrarlı bir şekilde sürdürebilmesi, geleceğin uluslararası rekabet koşullarına hazır işletmeler haline gelmesi için aşağıdaki soruların tartışılması ve çözüm arayışının hızlanması gereklidir.
‘Mevcut işletmede CNC tezgah yada tezgahların kullanım verimliliği nedir? Örneğin saatte ortalama 200 m2 levha ebatlayabilecek iken ortalama kaç m2 levha ebatlama yapılmaktadır. Düşük kapasite kullanımının nedenleri nelerdir ve nasıl giderilebilir?
‘CNC tezgahın işlem parametreleri yeterli etkinlikte kullanılıyor mu? Örneğin CNC ebatlama tezgahı için işlem zamanı yada fire optimizasyonu seçeneklerinin sipariş karşılama süresi ve sipariş miktarı ile ilişkisi nasıldır? Son bir yılda çıkan fire ve birim işlem zamanı değerlerinin gelişimi hangi yönde seyretmektedir?
‘İşletmede bir CAD aktivitesi var mı? Bilgisayar destekli tasarım faaliyeti CNC tezgah yetenekleri ile ne kadar örtüşmektedir? CAD aktivitesi var ise CNC tezgahlarla bu aktiviteler arasında etkileşimin artırılması için neler yapılması planlanıyor? Bu etkileşimi artıracak sistemler var mı? Bu sistemlerin işletmeye maliyeti nedir?
 Mevcut CAD, CAM uygulamaları, bu sistemlerin entegrasyonuna yönelik süreç planlama (CAPP) faaliyetleri ile destekleniyor mu? Bilgisayarla bütünleşik üretime yönelme hedefi var mı? Bir planlama yapıldı mı?
 Türkiye’de devlet, sanayi ve ticaret odaları, ilgili mesleki kuruluşların teknolojinin etkin kullanımını geliştirecek kısıtlayıcı ve teşvik edici önlemleri var mıdır?
 İlgili mesleki eğitim kurumları, fakülteler gerçekleştirdikleri mesleki eğitimlerde CAD, CAM ve CIM uygulamalarının neresindeler?
Yukarıda üzerinde tartışılması gereken konular farklı sorularla elbette geliştirilebilir. Burada üzerinde yoğunlaşılması gereken konu  ileri teknoloji uygulamalarının, CAD-CAM sistemlerinin  gelişmiş işletmecilik teknikleri ile de desteklenerek daha etkin ve verimli bir yapıya kavuşturulmasıdır. Türkiye mobilya endüstrisi bu hedefin altyapısını tartışarak ve çözümler geliştirerek geleceğini güvence altına almalıdır.

KAYNAKLAR

AKSU, B.; KOÇ, K. H.; KURTOĞLU, A., 2002: Türkiye de Büyük Ölçekli Orman Ürünleri İşletmelerinin Yapısal Analizi, İ.Ü.Araştırma Fonu, Proje Raporu, Proje No: 1408/5052000

BRADLEY, C.; VICKERS G.W., 1990: Integrated Design and Manufacturing Utilising A Personel Computer: A Woodworking Industry Aplication, Victoria University, s.218.

CHANG, Ç.; MELKANOF, M.A., 1994: NC Makine Programcılığı ve Program Tasarımı, M.E.B. Ankara.

GIBBS, D.; MIED, T., 1994: CNC ile İşlemeye Giriş, M.E.B. Eskişehir.
HDTM, 2004: Hazine Dış Ticaret Müsteşarlığı İnternet Kayıtları, www.hdtm.gov.tr, 15.09.2004

İSO 2004: İstanbul Sanayi Odası, Kapasite Şubesi Kayıtları, İstanbul 05.10.2004

KOÇ, K.H., 1993: Bilgisayar Destekli Üretim ve Orman Ürünleri Sanayinde uygulaması. İ.Ü. Sosyal Bilimler Enstitüsü Sayısal Yöntemler Doktora Tezi
KOÇ, K.H., 1996: Bilgisayar, Teknolojik Gelişim ve Orman Ürünleri Endüstrisi, İ.Ü.Orman Fakültesi Dergisi, 1994-A Serisi, Cilt 44, Sayı 1,

KURTOĞLU, A.; KOÇ, K. H., 1996: Türkiye Mobilya Endüstrisinde Bilgisayar Desteği. Yöneylem Araştırması ve Endüstri Mühendisliği 18. Ulusal Kongresi, Bildiriler Kitabı, İstanbul Teknik Üniversitesi

KURTOĞLU,A.; KOÇ, K. H.; ÖNER,Ü., 1997: Cad/Cam Sistemleri, Cnc Tezgahlar Ve Türkiye Mobilya Endüstrisi, Makina-Metal Teknolojisi Dergisi Haziran 97, Sayı 66, s.114-120

ÖNER, Ü., 1998: Türkiye Mobilya Endüstrisinde Bilgisayar Destekli Makinalara Geçiş Sürecinin İncelenmesi, İ.Ü.Fen Bilimleri Yüksek Lisans Tezi
PUIG-PEY, J.; BIREBBIA, C. A., 1987: Computer Aidet Engineers Systems Handbork . Campitational Mechanics Pablications, Tokyo .
SEVİM,D., 2005: İ.Ü.Fen Bilimleri Enstitüsü, Orman Endüstri Mühendisliği Bilim Dalı, Doktora Tezi, Yayımlanmamış.

YOUSSEF, M.A., 1992: Getting to Know Adwanced Manufacturing Technologies, Industrial Engineering

Kaynak : www.mobilyadergisi.com.tr

yonga levha, mobilyaNovember 3, 2006 11:31 am



Günümüzde panel tanımlamasına; tek parçadan oluşan (solid) masif panellerinde, içerisinde bulunan agregat karışımlı yada kompozit yapılı olanlarda dahil olmak üzere, geniş bir ürün grubu girmektedir.
Panel malzemelerin muhteviyatı itibarı ile ister cips gruplu olsun, isterse ağaç gruplu olsun, aynı ve eşit özellikte (homojen) değildir. Homojen olmayan bir hammadde ve ürün grubunun işlenmesinin ilk aşaması olan, kesim işleminde olmasın gereken metodoloji ve mevcut kesim tekniklerinin verimliliği ile bunlara ait, kesici takım ve makineler hakkında bilgi sunulacaktır.
Masif den oluşan panellerde; panel kalınlığı ve kesim hattı ile ilgili malzeme dağılımı farklılıklar gösterir. Masif lif yapısına bağlı olarak, kesim kesitinde sert ve yumuşak dokular ile birlikte, bunların malzemenin iç gerilimi ve kopma ve yine kesme dirençleri farklılıklar arz eder. Sunta; sunta lam, mdf ve mdf lam gibi agregatlardan oluşan ve içerisinde termal, UV, yada mikrodalga tahrikli yapıştırıcılar ihtiva eden panel malzemelerde de kesim kesitindeki kesme ve kopma dirençleri de homojen olmamakla beraber, masif kesitindekine göre daha kolay modellenebilir.
Yarıştırıcının kuruma süresi ile ilişkili yada muhteviyatındaki moleküler taşıyıcının, oluşum dışına atılması sürecinde, yapıştırıcı molekülleri panel malzemenin yüzeyine doğru taşınırlar. Bu taşınma esnasında da üretim tekniğine bağlı olan nedenlerden dolayı, moleküler plastisite özelliğini yitiren Yapıştırma molekülleri bağlanma şekillerini (kovelent) değiştirerek sertleşirler.

Bunun sonucu ise üretilen panel malzemenin; yüzeyde sert ve kırılgan içte yüzeye göre daha yumuşak ve daha az kırılgan bir yapılanma göstermelerine neden olur.Bu durumda malzemede gözlenen kesme,kopma ve yırtılma dirençleri de değişkendir.
Değişken dirençli malzemelerin kesilmesinde ve işlenmesinde kesim kuvvetleri de değişkenlik arz eder. Kesme gücü panel malzemenin kesilmesinde en yüksek dirençli bölgesinden daima daha büyük olmak zorundadır. Aksi takdirde kesme aşamasında kırıklar oluşur. Temel Güç Kanununu anımsayalım.
Güç=Kuvvet x Yol

Güç=Kuvvet x Hız
Kuvvet;hız,ve buna bağlı etkenler güçü direkt etkilerler daha bilimsel bir değişle kuvvet hız ilişkisi hızın bir fonksiyonudur. Burada panel kesme makinelerinde ilerleme hızı kesici takıp çapı kesme uzuvlarının açıları ve tasarımları ile devir sayıları arasındaki uyumluluk ve hesapsal ilişki kalitenin temel unsurlarındandır.

Malzemenin kurursuz kesiminde malzemenin en yüksek dirençli yerinin kesimi için gerekli kuvvetten daha büyük bir kuvvet yeterli gibi düşünülebilir. Kuvvetin hız ile ilişkisi düşünülürse kesim kalitesi ilerleme hızının azaltılması ile daha yükselir. Ancak ilerleme hızının azaltılması üretim kaybına neden olacaktır.
Kesitteki malzemenin homojen olmaması nedeni ile değişken kesim kuvveti ihtiyacı gösteren makine sürekli bir titreşimle karşı karşıyadır. Malzemenin titreşim altında kesilmesi ise kesim ünitesinin ek olarak balans ve rot oluşumu riski ile karşı karşıya kalması anlamına gelir.
Peki titreşim oluşturmayacak ilerleme hızı ve testere hızı ilişkisi nasıl olmalıdır?
Malzemenin kesimi için gerekli kuvvet malzemenin en yüksek dirençli yerindeki kesme kuvvetinden daha büyük olursa iyi kesim kalitesi sağlanır mı?
İlk bakışta yanıtı evet gibi görülen su soru aslında “hayır” yanıtlıdır.
Olması gereken kesme kuvveti malzemenin en yüksek kesme dirençli yerindeki kesme kuvvetinden değil malzemenin en yüksek dirençli kesme kuvvetini yenebilecek olan kesme atalet direncine bağlı Kesme atalet kuvveti olmalıdır.
Bunu şöyle bir örnekle inceleyebiliriz. Masanın üstünde duran bardağın altından örtüyü bardağı düşürmeden almak için hızla çekmemiz gerekir. Hemen hemen bunu hepimiz denemişizdir. Çok defasında örtüyü almışızdır. Ancak bardak örtü ile birlikte bir miktar da çektiğimiz yöne doğru hareket etmiştir. Eğer bardağın hareketini bir üst baskı ile engellersen (kesim makinelerindeki üst baskı gibi) bardak;örtü yada her ikisi birden zarar görür ve ısınır.
Şimdi örtü için öyle bir hız düşünelim ki bardağın kütlesi örtünün oluşturduğu atalet kuvvetinden büyük olsun ve bardak hareket etmesin (hızın kuvvetle ilişkisini anımsayalım).
İste bu hız kuvvet malzeme ilişkisi hesaplanarak üretilen makineler kırıksız kesim makineleridir.
Tabi ki bunun uygun mekanik tasarımla hesaba bağlı çözümlenmiş olması şartı aranmalıdır.
Burada kesim makinesi gövde ve kesici grup ne kadar ağır ise o kadar kaliteli kesim elde edilir.
Kesim ünitesi kesim alanında hareket halinde olduğundan yada malzeme hareketli olduğundan Sistem yataklamalarının son derece hassas olması şartı gereklidir.
Yataklamaların nasıl yapıldığı sanayi devrimi yapmamış ve normları olmayan makinelerde tetkik edilmelidir. Ancak normları olan makinelerde bunu incelemeye gerek yoktur.
En iyi kesim kalitesi ve en yüksek verim için; evvelce tanımlanmış, devir sayısı/ilerleme hızı/malzeme kalınlığı diyağramların olduğu kesim makinelerine tercih edilmelidir. Tabi ki burada işletme şartları ve kesici takım ilişkisi de önemlidir.
Bu makinelerde kesici takım olarak katoloklarında malzeme özellikleri ve hızlar ile ilişkilerini gösteren katoloklu kesiciler kullanılmak ve bu değerlere uyulmak kaydı ile en yüksek verimi ve en düşük işletme maliyetlerine ulaşabilirisiniz.

Kuvvetleri abartılmış yada bilgileri satıcısı tarafından bilinemeyen makineler iyi netice verse bile gereksiz güç tüketimi gibi nedenlerden dolayı tercih edilmemelidir.
Kaç işletmeci kesim kalitesi güç tüketimi ilişkisini inceledi?
Kaç makine satıcısı bu ilişkiyi anlattı?
Siz bunları düşündünüz mü?
Eğer hurda alacaksanız makinenin ağırlığını sorun
Eğer motor çalıştıracaksanız makinenin motor gücünü sorun
Eğer bileme yapacaksanız kesici takımların diş sayılarını sorun
Fiyatlarına bakın tercihinizi yapın. Eğer burada dile getirilecek olan faktörleri göz ardı ettiyseniz yada ederseniz satın almalarınızın hepsi sadece vadeli satın alma olur. Vadesi geldiğinde yedek parça, erken bakım onarım, işgücü kaybı, kalite kaybı, Pazar kaybı… olarak size ödettirilir.
Bu kadar zengin iseniz bu yazının devamını okumayın.

Panel kesme makineleri kesici ünite analizi

  • Yatar Daire-Normal
  • Yatar Daire-Çizicili
  • Yatar Daire-Atlamalı(jumping)
  • Dikey Sunta Kesme-Normal
  • Dikey Sunta Kesme-Jilet çizicili
  • Dikey Sunta Kesme-çiziçili
  • Yatay Sunta Kesme-Normal
  • Yatay Sunta Kesme-Çizicili
  • Yatay Sunta Kesme-Atlamalı(jumping)
  • Çift taraflı kesim makineleri-Normal
  • Çift taraflı kesim makineleri-Çizicili
  • Çift taraflı kesim makineleri-Atlamalı(jumping)

    >> Yatar Daire-Normal
    Ağır stabil gövde yapılı.
    Monoblok kesim üniteli.
    Kayar tablalılarda 3800 mm iş alanı
    Motorize testere yüksekliği ayarlama özelliği.
    Motorize testere açısı ayarlama özelliği.
    Motor frenli
    >> Yatar Daire-Çizicili
    Ağır stabil gövde yapılı.
    Monoblok kesim üniteli.
    Monoblok çizici ve kesim üniteli
    Kayar tablalılarda 3800 mm iş alanı
    Motorize testere yüksekliği ayarlama özelliği.
    Motorize testere açısı ayarlama özelliği.
    Motor frenli
    Çizici testere yüksekliği malzeme yüzeyindeki sert kısmın kalınlığının 1-2 mm fazlası kadar olmalıdır.
    Çizici testere ile ana testere kalınlığı arasındaki fark en fazla 0,2 mm olmalıdır. Bu fark ortalanarak ayarlanmalıdır.
    >>Yatar Daire-Atlamalı(jumping)
    Ağır stabil gövde yapılı.
    Monoblok kesim üniteli.
    Monoblok çizici ve kesim üniteli
    Kayar tablalılarda 3800 mm iş alanı
    Motorize testere yüksekliği ayarlama özelliği.
    Motorize testere açısı ayarlama özelliği.
    Motor frenli
    Çizici testere yüksekliği malzeme yüzeyindeki sert kısmın kalınlığının 1-2 mm fazlası kadar olmalıdır.
    Çizici testere ile ana testere kalınlığı arasındaki fark en fazla 0,2 mm olmalıdır. Bu fark ortalanarak ayarlanmalıdır.
    Atlama (jumping) ünitesinde ayar standart ı tutturmak imkansızdır.Mekanik vibrasyonun olmadığı ve yukarıdaki kesim
    analizinde belirtilen detaylar ile üretilen makinelerde Atlama (jumping) ünitesi kullanılmamıştır. Bu makinelerde alınan
    sonuç halen Atlamalı (jumping) makinelerde alınamamaktadır.

    >> Dikey Sunta Kesme-Normal
    Ağır stabil gövde yapılı.
    Monoblok kesim üniteli.
    Kayar tablalılarda 3800 mm iş alanı
    Motor frenli
    Kilitlemeli
    Yatay kesebilen
    >> Dikey Sunta Kesme-Jilet çizicili
    Ağır stabil gövde yapılı.
    Monoblok kesim üniteli.
    Kayar tablalılarda 3800 mm iş alanı
    Motor frenli
    Kilitlemeli
    Yatay kesebilen
    Sadece melamin kağıdı kesebilen bu tip çizicilerde sert panel yüzeyi çizilemediği için hemen hemen işe yaramayan bir
    ünitedir.
    >> Dikey Sunta Kesme-çiziçili
    Ağır stabil gövde yapılı.
    Monoblok kesim üniteli.
    Kayar tablalılarda 3800 mm iş alanı
    Motor frenli
    Kilitlemeli
    Yatay kesebilen
    Çizici çapı çok küçük olduğu için çevresel bıçak hızının düşük olması nedeni ile kırıksız kesim yapması mümkün değildir.
    (Mümkünlük:iş süresince aynı kalitenin sağlanması anlamındadır.)

    >> Yatay Sunta Kesme-Normal
    Ağır stabil gövde yapılı.
    Monoblok kesim üniteli.
    Motor frenli
    Kilitlemeli
    ISO/DIN normlarına haiz
    Kolay testere değiştirilebilme
    Otomatik yataklama kontrollü
    >> Yatay Sunta Kesme-Çizicili
    Ağır stabil gövde yapılı.
    Monoblok kesim üniteli.
    Monoblok çizici ve kesim üniteli
    Motor frenli
    Kilitlemeli
    ISO/DIN normlarına haiz
    Kolay testere değiştirilebilme
    Otomatik yataklama kontrollü
    Çizici testere yüksekliği malzeme yüzeyindeki sert kısmın kalınlığının 1-2 mm fazlası kadar olmalıdır.
    Çizici testere ile ana testere kalınlığı arasındaki fark en fazla 0,2 mm olmalıdır. Bu fark ortalanarak ayarlanmalıdır.
    Çizici testere ana testere ayarı otomatik olarak kontrollu yapılabilmelidir.
    >> Yatay Sunta Kesme-Atlamalı(jumping)
    Ağır stabil gövde yapılı.
    Monoblok kesim üniteli.
    Monoblok çizici ve kesim üniteli
    Motor frenli
    Kilitlemeli
    ISO/DIN normlarına haiz
    Kolay testere değiştirilebilme
    Otomatik yataklama kontrollü
    Çizici testere yüksekliği malzeme yüzeyindeki sert kısmın kalınlığının 1-2 mm fazlası kadar olmalıdır.
    Çizici testere ile ana testere kalınlığı arasındaki fark en fazla 0,2 mm olmalıdır. Bu fark ortalanarak ayarlanmalıdır.
    Çizici testere ana testere ayarı otomatik olarak kontrollu yapılabilmelidir.
    Atlama (jumping) ünitesinde ayar standart ı tutturmak imkansızdır.Mekanik vibrasyonun olmadığı ve yukarıdaki kesim
    analizinde belirtilen detaylar ile üretilen makinelerde Atlama (jumping) ünitesi kullanılmamıştır. Bu makinelerde alınan
    sonuç halen Atlamalı (jumping) makinelerde alınamamaktadır.

    >>Çift taraflı kesim makineleri-Normal
    Ağır stabil gövde yapılı.
    Monoblok kesim üniteli.
    Motor frenli
    Kilitlemeli
    ISO/DIN normlarına haiz
    Kolay testere değiştirilebilme
    Otomatik yataklama kontrollü
    Tek tek çalışabilme ve birlikte çalışabilme özelliği
    >> Çift taraflı kesim makineleri-Çizicili
    Ağır stabil gövde yapılı.
    Monoblok kesim üniteli.
    Monoblok çizici ve kesim üniteli
    Motor frenli
    Kilitlemeli
    ISO/DIN normlarına haiz
    Kolay testere değiştirilebilme
    Otomatik yataklama kontrollü
    Tek tek çalışabilme ve birlikte çalışabilme özelliği
    Çizici testere yüksekliği malzeme yüzeyindeki sert kısmın kalınlığının 1-2 mm fazlası kadar olmalıdır.
    Çizici testere ile ana testere kalınlığı arasındaki fark en fazla 0,2 mm olmalıdır. Bu fark ortalanarak ayarlanmalıdır.
    Çizici testere ana testere ayarı otomatik olarak kontrollu yapılabilmelidir.
    >>Çift taraflı kesim makineleri-Atlamalı(jumping)
    Ağır stabil gövde yapılı.
    Monoblok kesim üniteli.
    Monoblok çizici ve kesim üniteli
    Motor frenli
    Kilitlemeli
    ISO/DIN normlarına haiz
    Kolay testere değiştirilebilme
    Otomatik yataklama kontrollü
    Tek tek çalışabilme ve birlikte çalışabilme özelliği
    Çizici testere yüksekliği malzeme yüzeyindeki sert kısmın kalınlığının 1-2 mm fazlası kadar olmalıdır.
    Çizici testere ile ana testere kalınlığı arasındaki fark en fazla 0,2 mm olmalıdır. Bu fark ortalanarak ayarlanmalıdır.
    Çizici testere ana testere ayarı otomatik olarak kontrollu yapılabilmelidir.
    Atlama (jumping) ünitesinde ayar standart ı tutturmak imkansızdır.Mekanik vibrasyonun olmadığı ve yukarıdaki kesim
    analizinde belirtilen detaylar ile üretilen makinelerde Atlama (jumping) ünitesi kullanılmamıştır. Bu makinelerde alınan
    sonuç halen Atlamalı (jumping) makinelerde alınamamaktadır.

mobilyaOctober 22, 2006 5:57 pm


 

Ülkemizde ; üretim, istihdam ve ihracat potansiyeli oldukça varolan sektörlerden biri de mobilyacılık sektörüdür. Türk mobilya endüstrisi genelde çoğu geleneksel yöntemlerle çalışan atölye tipi, küçük ölçekli işletmelerin ağırlıkta olduğu bir görünüme sahiptir. Buna karşın özellikle son 15-20 yıllık süreçte küçük ölçekli işletmelerin yanı sıra ve büyük ölçekli işletmelerin sayısı artmaya başlamıştır.
Bununla birlikte sektörde önemli bir miktar olmamasına karşın 2001 yılı itibariyle Türkiye’de faaliyet gösteren yabancı sermayeli işletme sayısı 7′dir. Mobilya sanayinin toplam imalat sanayi üretimi içindeki payı ise %1′dir. Sektörün; finansman, hammadde ve yan sanayi mamülü temini, nitelikli eleman, teknoloji, standart üretim, tasarım ArGe ve pazarlama gibi sorunları bulunmaktadır.
Türkiye’de mobilya üretimi ve pazarlama belirli bölgeler civarında toplanmıştır. Önemli mobilya üretim bölgelerinin toplam üretimdeki payları sırası ile; Ankara %27.2 İstanbul %18.1, İzmir %9, Adana %9, Bursa %5,4 Eskişehir %4,5, Kayseri %4.1′dir.

Görüldüğü gibi bölgeler içinde Ankara ilk sırada yer almaktadır. Burada küçük ve orta ölçekli mobilya üretimi yapan birçok işletme vardır. Ancak bu işletmeler emek yoğun işletmeler olup, büyük ölçekli üretim yapan az sayıda firma vardır. İkinci önemli üretim bölgesi olan İstanbul’da ise mobilya üreticileri şehrin çeşitli kesimlerine dağılmış durumdadır. Büyük ormanlık alanlara sahip olan ve bununla birlikte ağaç sanayinin hızlı bir gelişme gösterdiği İnegöl Bölgesi ise küçük ölçekli mobilya atölyelerine sahip bulunmakla birlikte, mobilyacılık hızla gelişmektedir. Diğer önemli bölgelerden Kayseri’de ise yoğunlukla, kanepeler, açılır-kapanır koltuklar konusunda büyük potansiyeli olan bir bölgedir. Türkiye’de mobilya üretiminde kullanılan teknoloji , Avrupa ülkeleri ile kıyaslandığında oldukça geridir, emek yoğun mobilya üretimi yaygındır.
Son yıllarda birçok işletmenin yeni yatırımlara teknolojiden yararlandıkları da görülmektedir. Diğer taraftan sekötürde, ürün tasarımına gereken önem verilmemekte ve bu konuya işletmeler yeterli bütçe ayıramamaktadır. Mobilya tasarımcılarının yetiştirilmesine gereken ilginin gösterilmesi ve istihdamlarının sağlanması, sektörün gelişimi açısından büyük önem taşımaktadır. Sektörde, az sayıda firma dışında halen fabrikasyon üretime geçilmemesinin nedenlerinden biri de tüketicinin bilinçlendirilmemesi ve mobilya sanayinde üretimde standartlara uyulmamasıdır. Mobilya sekötür, işyeri sayısı ve yarattığı istihdam ile önemli bir sektör olmasına karşın ihracatımız içindeki payı oldukça düşüktür. Sektörün toplam ihracat içindeki payı 2000′de %0.59 olarak gerçekleşmiştir. Mobilya sektörünün gelişmesi ihracatının gelişmesine bağlıdır. Türkiye’nin mobilya ihracatı 1981 yılında 11 milyon dolar iken 1995 yılında 63 milyon dolar, 2000 yılında ise 163.2 milyon dolara yaklaşmıştır. Ancak ihracatın değeri varolan potansiyelin çok altındadır. Sektördeki firmaların küçük bir kısmı doğrudan ihracat yaparken, büyük bir kısmı, diğer firmalar ve özellikle
yurt dışı taahhüt işleri yapan müteahhitlik firmaları aracılığıyla ürünlerini ihraç etmektedir.
2000 yılında mobilya ithalatı 181 milyon dolara ulaşmıştır.

Türkiye’nin mobilya ithalatı yaptığı ülkelerin başında İtalya gelmektedir. 2000 yılı itibariyle İtalya’dan 59.3 milyon dolarlık mobilya ithal edilmiş olup; İtalya’nın mobilya ithalatımızdaki payı %33′dür (DTM). Dünyanın en büyük üreticisi ve ihracatçısı konumundaki İtalyan mobilyalarının Türk pazarında kabul görmesi, Türkiye’de de kaliteli ve gösterişli mobilyayı tüketebilecek geniş bir kesimin varlığını ortaya koymaktadır. DTM verilerine göre 2000 yılı itibariyle mobilya ithalatı yaptığımız diğer ülkeler arasında ise Almanya (%20), Fransa (%12.7), ABD (%8), İngiltere(%3), İspanya (%2.7)’dır. 507 sayılı Esnaf ve Sanatkarlar Yasası’na tabi, Ağaç İşleri Federasyonu’na kayıtlı olarak mobilya işi ile uğraşan 550 bin küçük ve orta ölçekli işletme üretim yapmaktadır. Sanayi Ticaret Odaları’na kayıtlı üyelerin de bu grup içinde değerlendirilmesiyle bu sayı 600-650 bini bulmaktadır. Fabrikasyon üretim yapan firma sayısı ise 10 civarındadır.

Finansal Forum - 21 Aralık 2001